top of page

Sınır Koyamamanın ve “Hayır” Diyememenin Zararları

aysenurdegermenci
2 Eyl
3 dakikada okunur


İnsan ilişkilerinde anlayışlı, yardımsever ve uyumlu olmak çoğu zaman olumlu özellikler olarak değerlendirilir. Ancak başkalarının ihtiyaçlarını sürekli olarak kendi ihtiyaçlarımızın önüne koyduğumuzda, istemediğimiz durumlara “evet” dediğimizde ve rahatsız olduğumuz davranışlara sınır koyamadığımızda bu özellikler zamanla psikolojik bir yük hâline gelebilir.

Sınır koymak, bir başkasını hayatımızdan çıkarmak veya insanlara karşı katı olmak anlamına gelmez. Aksine sınırlar; neye ihtiyaç duyduğumuzu, neleri kabul edip etmeyeceğimizi ve ilişkiler içerisinde kendimizi nasıl koruyacağımızı belirleyen görünmez çizgilerdir.

Peki sürekli “evet” demenin ve sınır koyamamanın hayatımızdaki bedelleri nelerdir?

Kendi İhtiyaçlarımızdan Uzaklaşabiliriz

Sürekli olarak başkalarının beklentilerine odaklanmak, zaman içerisinde kişinin kendi ihtiyaçlarıyla bağlantısının zayıflamasına neden olabilir.

“Karşımdaki ne ister?”, “Kırılır mı?”, “Bana kızar mı?”, “Beni yanlış anlar mı?” gibi sorular ön plana geçerken “Ben ne istiyorum?” sorusu giderek arka planda kalabilir.

Kişi bir süre sonra gerçekten ne istediğini, neyin kendisini rahatsız ettiğini veya neye ihtiyacı olduğunu anlamakta bile zorlanabilir. Başkalarının beklentilerine göre yaşamak kısa vadede çatışmayı azaltıyor gibi görünse de uzun vadede tatminsizlik ve içsel huzursuzluk yaratabilir.

Öfke ve Kırgınlık Birikebilir

Hayır diyemeyen kişiler her zaman gönüllü olarak “evet” demezler. Bazen reddedilmekten, eleştirilmekten veya karşı tarafı üzmekten çekindikleri için istemedikleri şeyleri kabul ederler.

Fakat dışarıdan verilen “evet”, içeride bir “hayır” taşıyorsa zamanla öfke oluşabilir.

“Ben onun için bu kadar şey yapıyorum ama o benim için aynısını yapmıyor.” düşüncesi ortaya çıkabilir. Aslında burada problem yalnızca karşı tarafın davranışı değildir. Kişinin kendi sınırlarını ifade edememesi de ilişkideki dengesizliğin sürmesine katkıda bulunabilir.

Bastırılan öfke zaman içerisinde ani tepkilere, pasif agresif davranışlara veya ilişkiden tamamen uzaklaşmaya dönüşebilir.

Tükenmişlik Riskini Artırabilir

Her talebe yetişmeye çalışmak ciddi bir zihinsel ve fiziksel yük oluşturabilir. İş hayatında sürekli fazladan sorumluluk almak, aile içerisinde herkesin problemini çözmeye çalışmak veya ilişkilerde sürekli veren taraf olmak kişinin kendi kaynaklarını tüketebilir.

Dinlenmek istediğimiz hâlde bir başkasının talebini kabul etmek, kendimize ayıracağımız zamanı sürekli ertelemek ve ulaşılabilir olmak zorundaymışız gibi hissetmek zamanla yorgunluğu artırır.

Sınır koyamamak bu nedenle yalnızca ilişkisel değil, kişinin genel psikolojik iyi oluşunu etkileyen bir problem hâline gelebilir.

İlişkilerde Dengesizlik Oluşabilir

Sağlıklı ilişkiler karşılıklılık üzerine kurulur. Taraflardan biri sürekli uyum sağlıyor, fedakârlık yapıyor ve kendi ihtiyaçlarından vazgeçiyorsa ilişkinin dengesi zamanla bozulabilir.

Üstelik karşı taraf her zaman bilinçli olarak bu durumu kötüye kullanmak zorunda değildir. İnsanlar zaman içerisinde kendilerine sunulan ilişki biçimine alışabilirler.

Sürekli müsait olan birinin hep müsait olması, her isteği kabul eden kişinin yine kabul etmesi beklenmeye başlanabilir. Böylece başlangıçta küçük görünen tavizler zamanla ilişkinin standartlarına dönüşebilir.

Özsaygımız Zedelenebilir

Sınır koymak aynı zamanda kişinin kendisine verdiği değerin davranışsal bir ifadesidir.

Kendi rahatsızlığımızı sürekli görmezden geldiğimizde, istemediğimiz şeylere tekrar tekrar izin verdiğimizde aslında kendimize de ihtiyaçlarımızın yeterince önemli olmadığı mesajını verebiliriz.

Bu durum zaman içerisinde kişinin kendisine duyduğu güveni etkileyebilir. Çünkü özsaygı yalnızca kendimiz hakkında olumlu düşünmekten değil, gerektiğinde kendimizi koruyabilmekten de beslenir.

“Hayır” Demek Neden Bu Kadar Zor Olabilir?

Sınır koymakta zorlanan kişilerin arkasında farklı nedenler bulunabilir. Çatışmadan kaçınmak, reddedilme korkusu, suçluluk duygusu, sevilme ve onaylanma ihtiyacı bunlardan bazılarıdır.

Bazı kişiler için “hayır” demek, “bencil olmak” ile eş anlamlıdır. Oysa bir talebi reddetmek, karşımızdaki kişiyi reddetmek anlamına gelmez.

“Bugün bunu yapamam.” demek ile “Sen benim için önemli değilsin.” demek aynı şey değildir.

Sağlıklı Sınırlar İlişkileri Uzaklaştırmaz

Sınırların amacı insanlar arasında duvar örmek değildir. Tam tersine sağlıklı sınırlar, ilişkilerin daha açık ve sürdürülebilir olmasını sağlayabilir.

Kendi ihtiyaçlarımızı ifade edebildiğimizde, istemediğimiz durumlarda hayır diyebildiğimizde ve rahatsızlıklarımızı zamanında dile getirebildiğimizde ilişkilerde biriken öfkenin de önüne geçebiliriz.

Sınır koymak zaman zaman karşımızdaki kişinin hoşuna gitmeyebilir. Ancak herkesin memnuniyetini korumaya çalışırken kendimizden sürekli vazgeçmek de sağlıklı bir ilişki biçimi değildir.

Sağlıklı sınırlar, başkalarını hayatımızdan uzaklaştırmanın değil; ilişkilerimizin içerisinde kendimizi kaybetmeden var olabilmenin bir yoludur.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page